Oktay Fani'nin Haberi
Takvimler 2025’in Eylül ayını gösteriyordu… Ama Erzurum Oto Sanayisi’nde değişen yalnızca takvim yaprakları değildi. Yıllardır kaderine terk edilmiş, sorunları “yarınlara” ertelenmiş bir sanayi, nihayet sesini duyuracak bir iradeyle ayağa kalkıyordu.
Erzurum oto sanayisinin sevilen iş insanı, gönüllere dokunan ismi Emre Akdoğan, artık görmezden gelinemeyecek bir gerçeğe dikkat çekti: Bu düzen böyle gitmezdi. Çamur, altyapı, ilgisizlik, temsil eksikliği… Yılan hikâyesine dönen sorunlar ne bürokrasiye ne de alışılmış oda anlayışına sığmıyordu. İşte tam da bu noktada Emre Akdoğan, “şikâyet eden değil, çözüm üreten” bir duruşla Erzurum Oto Tamir ve İmalatçıları Esnaf ve Sanatkârlar Odası Başkanlığı’na aday oldu.
Bu adaylık, sıradan bir seçim hamlesi değildi.
Bu, sanayi esnafının yıllardır biriken öfkesinin, umudunun ve değişim arzusunun sandığa yansımasıydı.
Ve tarih konuştu…
1956 yılında kurulan oda, tarihinde ilk kez bu kadar yüksek bir katılıma tanıklık etti. Neredeyse tüm üyeler sandığa koştu. Çünkü bu kez oy verilen bir isimden çok daha fazlasıydı: Temsil edilme hakkıydı. Yüzlerce esnaf, “Bizi bizden biri yönetsin” diyerek Emre Akdoğan’ın arkasında saf tuttu.
Seçim sonuçları açıklandığında sadece bir başkan kazanmadı.
Kazanan; umudunu kaybetmiş ustalar, dükkanının önünde birikmiş çamura mahküm edilen esnaf, yıllardır kapısı çalınmayan sanayi oldu.
Emre Akdoğan, göreve gelir gelmez verdiği mesajla aslında her şeyi özetledi: “Bu oda artık dört duvar arasında değil, sanayinin tam ortasında olacak.”
Bugün Erzurum oto sanayisinde konuşulan tek şey var: Değişim.
Ve bu değişimin mimarı, koltuğu değil sorumluluğu omuzlayan bir isim.
Bazen bir seçim, sadece bir seçimi değil; bir zihniyeti değiştirir. Erzurum oto sanayisinde yaşanan da tam olarak budur.
Tarih yazıldı. Ve bu tarihi Emre Akdoğan yazdı..
















